ÖZGÜVENE GİDEN KEŞİF YOLCULUĞU

07.02.2020
246
ÖZGÜVENE GİDEN KEŞİF YOLCULUĞU

Benim özel bir yeteneğim yok. Yalnızca tutkulu bir meraklıyım.” (Albert Einstein). 

Merak; bir şeyi öğrenmek ile ilgili duyulan heves ve motivasyon olarak tanımlanmaktadır. Doğuştan gelen bir motivasyon olmakla birlikte bireylerin mizacına göre bu motivasyonun derecesi farklılık göstermektedir. Ancak yine de her bir bireyin bilinmezliğe gözünü açtığı bir dünyada bir parça keşfetme arzusu barındırması kaçınılmazdır. Bu noktada neyi, ne ölçüde merak edeceğiniz, ihtiyaçlarınızın karşılanması aşamasında ebeveynlerinizin hazır bulunuşluk dereceleriyle doğru orantılıdır. Başka bir deyişle; bebeğin doğduğu an itibarı ile ihtiyaçlarını gören ve karşılayan annenin, daha bebek talep etmeden ihtiyaçlarını karşılıyor olması, bebeğin “talep”, “yanıt” arasındaki bekleme ve bir şeyi elde etmek için mücadele etme çabasını gereksiz kılmaktadır. Bebek büyüdüğünde, anne yine ivedilikle ihtiyaçlarını karşılamaya, o istemeden vermeye devam ederse çocuğun bir şeyi aramaya, bulmaya ve derinlikle keşfetmeye duyduğu ihtiyaç ve merak ortadan kalkmaktadır. Aşırı korumacı ebeveynler için bilinmeyen risklidir ve merak duygusu çocukların bu riski yaşamasına sebep olur. Bu nedenle; çocukların keşif yolculuğuna çıkmasını desteklemek istemezler. Bu durumda çocuğun merak duygusu zamanla körelmeye ve çocuk elindekiyle yetinmeye başlar. Oysaki öğrenmenin gerçekleşmesi için çocuğun merak etmeye, araştırmaya ve bulmaya ihtiyacı vardır. Bilinmeyenle ilgili bir keşfe çıktığınızda; bu yolculukta sadece merak ettiğiniz konuya yanıt bulmakla kalmaz aynı zamanda pek çok kapalı kapıyı da beraberinde aralamış olursunuz. Demek istediğim; merak duygusu sadece amaçlı bir öğrenmeyi değil; otomatik öğrenmeyi de gerçekleştirir. Konusu ilginizi çeken bir seminere katıldığınızda, duyduğunuz bir kelime bir gün bir yerlerde, herhangi bir ortamda konuşmanızın içinde bir anlam kazanıp sizi zenginleştirebilir. 

Merak; bebeğin gözlerinde başlar, çocuğun sorularıyla devam eder. Çocuğun korkmadan “soru sorması” ve ebeveynin bu soruları usanmadan ve gerçeklikten uzaklaşmadan cevaplaması çocuğun soru sorma motivasyonunu artırır. Doğru soruyu sorabilme kapasitesi de zamanla ve soru-cevap deneyimleriyle kazanılır. Soruların cevapsız kaldığı, saçma bulunduğu, eleştirildiği durumlarda çocuk kendini yetersiz ve değersiz hissetmekte, bir daha soru sorma girişiminde bulunmaktan kaçınmakta; dolayısıyla özgüven gelişimi sekteye uğramaktadır.  

Çocuk merak ettikçe, sormaya ve öğrenmeye başlar ve öğrenme yaşam boyu devam eder. Bilgi haznesini geliştiren çocuk ise her girdiği ortamda, hemen her konuda var olan bilgisiyle aktif olmaya ve kabul görmeye başlar. Çocuğun özgüven gelişimi tüm hızla desteklenirken, çocuğun hissettiği merak duygusu da artmaya başlar. Çünkü, an itibarı ile meraklı çocuk, merakının meyvesini özgüvenli bir duruş sergileyerek almış ve “soru sorup öğrenme ve bilgi edinme” davranışını kazanmıştır. Yıllarca çok çalışıp karşılığınızı alamadığınız bir işte motivasyonunuz düşmeye başlar. Ancak karşılığını aldığınız her eylem, düşünce ve duygu pekişir ve güçlenerek kişiliğinizin bir parçası haline gelmeye başlar.  

Sonuç olarak, insan değişime ve gelişime açık bir varlıktır. Doğuştan getirdiğimiz mizacımıza kaderimiz diye teslim olmak; bizi atalet haline ve keşiflerden uzak bir hayata hapseder. Yaşayan her şey var olsa da; varolan herşey yaşıyor değildir. Yaşamak için; keşfetmek, düşmek ve kalkmak, incinmek, telafi için çaba göstermek, hissetmek gerekir.  

Ziyaretçi Yorumları

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

Daha Fazla Bilgi ve Randevu Almak İçin Beni Arayabilirsiniz: